Sinan Yağmur Kerbela : Aşk’a Bela Hz. Hüseyin



Yazar: admin | Kültür ve Sanat, Roman Kitapları | 04 Ağu 2012 | 0 Yorum

Sinan Yağmur Kerbela : Aşk’a Bela Hz. Hüseyin ile ilgili tanıtımı yazımızın devamında okuyabilirsiniz. Alışveriş yapmadan önce bize uğramayı sakın ihmal etmeyin. Güvenli alışveriş yapın.

Bugünkü kitap tanıtım köşesinde Sinan Yağmur’un kaleme aldığı “Kerbela : Aşk’a Bela Hz. Hüseyin” adlı kitabı paylaşmak istedim.  2012 Temmuz ayında Profil yayıncılık tarafından basılan kitap tam 232 sayfadan oluşuyor.

Kitabın Ön Sözü :

“Şeytanın insana ilk sorusu şu oldu:
Allah size ne vaad etti?
Adem cevap verdi: Hiç…
Şeytan, verilen cevaptan bir şey anlamamış, kendi kendine mırıldanarak oradan uzaklaşıyordu: Hiç ne ki?”

İnsanoğlu geçmişten günümüze yaradılışının derinliğinde birçok sınava tabi tutulmuştur. Tarihin kanlı tablosunu insanlık dışı katliamlara imza atanların kirli gölgeleri çizmiştir. Kâinatın kıyamete hazırlanan yaşamsal sınavının en anlamlı şıkkı, kutsalın çile ile örülen toprağına hak yolunda dua seferleriyle çıkmaktır. İnancın közüne davranışının felsefesini zerk edemeyenler ancak kötülüğe hizmetin onursuz köprüsü olurlar. Kazançları ise anlık vahşete mührünün kara lekesini sürerek insanlıktan çıkmış ruhlarına, kırık aynalar miras bırakmaktır. Ki o kırık aynalar âhirette hesap vakti geldiğinde tek tek önlerine çıkacak olan kanlı deliller olacaktır.

Kerbela, Hz. İmâm Hüseyin’in kanıyla yazdığı tarihin zincirlerden kopup miraca yağdığı kızıl ayaz!

Kerbela, aşkın sonsuz teslimiyetinden alınan gücün, karanlığa biat etmeyen onurun zulme karşı kan gözyaşları dökenlerin çığlığıdır!

Kerbela, matemin Allah yolunda yürüyenlere bayram kılındığı, cehennem kısraklarının çirkin ruhlarındaki büyülenmişliğinden uyanabileceği son durak!

Hz. İmam Hüseyin, hayatı boyunca fâsıkların bencil yanlarına ve hırslarının onlara verdiği çirkinliğe karşı fedakârlığın, yiğitliğin, mazlumun ve inancın kubbesinde aşka tam teslimiyetin sembolü olmuştur. Yaşantısına davranışlarının aynası olan cesareti bir bayrak gibi dikerken bu cesaretinin sadece İslâm âlemine değil, tüm dünyaya ömek olacak bir hayatın sahibi olacağını gösterecekti.

Muaviye Peygamber efendimizin kayınbiraderi ve vahiy kâtibi idi. Muaviye cephesindeki iktidar hırsı ile Hz. Ali tarafındaki İslâm’a, insana ve gerçek aşkın sahibine tam teslimiyet felsefesindeki çizgi farklılığı karşı karşıya gelmişti. Bu çözülemeyecek olan çekişmenin devamı Yezid ve Hz. İmâm Hüseyin’i Kerbela’da buluşturacaktı.

Muaviye’nin ölümünden sonra yerine oğlu Yezid geçmiştir. Karanlığın kuytusunda babasının gölgesindeki hırs ile beslenen Yezid, iktidarda kalmak adına her şeyi meşru kılan planlar yapmış ve Hz. İmam Hüseyin’in ona biat etmeyeceğini bilmesine rağmen hilekârlığının da işe yaramayacağını bilerek her ne şekilde olursa olsun onu ortadan kaldırmanın derdindedir. Utancın, susuzluğun kenarında kanla yazılacak olayın ve mazlumların zalim karşısındaki onurlu başkaldırışı tarihe geçecektir! İki kardeş kavmin yeryüzündekı kıyametine, çaresizliğin şerbetini içirecek hikâyenin adıydı bu katliam! Peygamber efendimizin emanetlerine sadakatsizliğin sembolüydü bu katliam!

Emevi saraylarında kendi hırs ve iktidarlarına fayda sağlayacak din dışı töreleri, manevi adetleri İslâmiyet adına resmileştirip kendilerince kutsallaştırmalardı. Ahiretlerini dünya için satanlarla “Kula kulluk etmek en büyük onursuzluktur.” diyenlerin Bedr’iydi Kerbela.

Bağdat’ın bağrından çıkan yangın, Kerbela’da bir tufan kopardı ki yer gök korktu susuzluğun kıyametine kan kusanların gölgesinden. Kundaktaki bebeklerin minicik bağrına dek saplandı hırsın günahkâr okları! Kılıçların güneşi kırmızıya boyadığı gün, ölümün peçesine saklanan ar oldu Kerbelâ!

Kıyametin topraklannda şehit olan canların boynuna sarıldı çaresiz kadınlar. Feryatları çöl yazmalı dualara sarılıp gönderildi göğün âh makamına! Suya kavuşamadan Allah’ına kavuşanlarla doldu çölü hatmeden kutsal hıçkırıkların bedeni! Teslimiyetin rahlesine aşkın dergâhından kopanların solukları yansıdıkça çöldeki kum tanelerinin zikri yağdı semanın kutlu göğsüne!

Çölün matemi yudum yudum içirdiği gün, zincirlerin kırbacına yaslanan kor oldu Kerbela!

Atlasın kan çanağı gözlerinde kınalı bir sessizlik büyüdü. Hüseyin’in bedenine değen oklardan sonra! Çöl kuşlarının kanatlarından aktı duanın kızıl ağıdı. Kerbela’nın toprağına yüzünü süren gölgeler saçlarını yoldu peygamber torununun şehadetiyle. Fırat’ın o mazlumlara ulaşamayan suları küstü yatağına. Yandı Fırat, matem cemresini düşürünce toprağa! Kaktüslerin kamburunda biriken şebnem ağrılarından sabr-ı cemil bereketi düştü Hüseyin’in kirpiğindeki cennete. Karıncalar ağızlarıyla su taşıdı mübareğin çatlamış dudaklarına son defa! Son defa!

Susuzluğun ölüme bağdaş kurduğu gün, hırsın darağacına turna ağıdı asan köz oldu Kerbela!

Ah, yüreklerindeki zikri yaratanın nur-u nârı ile yıkayan mübarek topluluk! Kutlu olsun cennete yürüyen susuz ırmağınızın çatlağından sızan asıl vuslatınız!

Ah, çölün kumlarını hıçkırıklarının duvağına alarak şehitlerinin bedenine süren zemzem bakışlı kadınlar! Kutlu olsun makamın en kutsalına yürüyen bayramınız!

Ey İmâm Hüseyin, aklının kuyularında vicdanının aynasını unutanlar var! Sür yüreğinin sürmesini insanlığın bitmeyen çilekeş yanına.

Bizim imanımızın kısır kalmasının en asli sebebi; İslam’ı, Hz. Muhammed’i, Ali’nin yolunu ve Hüseyin’in direnişini tanımamamızdır. Onlara karşı bir “aşkımız” var ama “şuurumuz” yok. “Muhabbet” var ama “marifet” yok.

Benim hoşluğum, tatlılığım şeker kamışından değildir. Ben kendimden hoşum, tatlıyım. Benim hararetim ne sudan, ne ateştendir. Aşk beni benden boşaltmış, öyle hafif bir hale getirmiştir ki, terazide tartılsam, hiçten bile iki batman daha hafif gelirim.

CENNET KOKUSUNU
GÖĞSÜME SEREN ŞEHİR: MEDÎNE

“Cennet sessizdir, haz ise gürültü. Şehadet bizi nura çağırır, şeytan ise toz dumana. Ya Hakk’ın insanı olacaksınız ya da hazzın insanı. Haz, şeytanın ıslığıdır.“

Çocukluğumun tadına doyulmaz mutluluklarından birisi de hurmalıklara gidip hurma ağacının en büyüğüne çıkmak, ta tepesine çıkıp oradan şehri seyretmekti. Yine bir hurma ağacının tepesinde gecenin en sessiz vaktinde şehri seyrediyorum, son kez seyrettiğimin acımtırak bilinci ile.

Ah Medine! Yâr Medine! Ey, kutsallığın başşehri!

Medine, Mekke’nin işkencelerinden ümitsiz kalanlara hicret kucağını açan huzurun ve rahmetin şehri. Dağı taşı, çölü toprağı Muhammed tüten şehir. Biat bakışlı şehir neylersin ki bu gece sana “Allahısmarladık” demek yüreğimi burkuyor.

Bizler Resulullah’ın çocuklarıydık. Bizler Resulullah’ın yeryüzüne bıraktığı mazlum emanetlerdik. Kirpiğimize uğramayan günâhların hazanı kamçılayan hıncında toplardık insanlığa yağacak duâ yağmurlarını.

 

Sinan Yağmur Kerbela : Aşk’a Bela Hz. Hüseyin Fiyatı ortalama 10 – 15 TL arasında değişiyor.

Etiketler:

Yorumlar

Isim - Soyisim
E-posta Adresiniz (yayınlanmayacak)
Web Siteniz (varsa)
Yorumunuz

Sizin için Seçtik

Sponsorlar

  • oyuncak
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı

Popüler Ürünler

Sayaç